Sihirbaz Diyadin perdeyi açtı. Ortaya öyle bir oyun aklı koydu ki; çocuklar da üstüne mücadeleyi ekleyince bize muhteşem bir gece yaşattılar. Hepsini alınlarından öpüyorum…
Kadro değeri 20 kat farklı rakibe karşı elbette savunma ağırlıklı oynanacaktı.
Hocamız da maçtan sonra söyledi; “diğer rakiplere aynı şekilde oynamayacağız” diye…
Zaten sihirbazlık da oradan geliyor…
“İki defa kaleye gittiler, iki gol attılar” derken bizim takımın hüneri ortaya konmuş olmuyor mu ?
Oğulcan’ın gol atması mutluluğumuzu daha da artırdı. Hafta içinde babasını kaybetmişti. Ülgün ailesine sabırlar diliyorum. Allah rahmet eylesin.
İsmail hoca artık bundan sonra nasıl rotasyon yapılacağını öğrenmiş olmalıdır.
Rakibi hafife almanın cezası ağır oldu. Maç sahada oynanır, gazete sayfalarında veya televizyon stüdyolarında değil…
Maçtan önce bu arkadaşları tutana aşk olsun; eski futbolcu- yorumcu kim varsa galibi ilan ettiler. Sonra da peşin hüküm vermenin sıkıntısını yaşadılar…
En sonunda da bahane üretme yarışına girdiler. Fenerbahçe’nin penaltıları verilmemiş…
Şimdiye kadar bizim aleyhimize verilen veya verilmeyen kararlara sayılsın… Hâlâ alacaklı kalıyoruz…
Maçın ertesi günü de bazı endişelerim var. Başkan bu galibiyete bakarak santrafor ve kanat oyuncusu transferinden vazgeçerse, bu gün Fenerbahçe’nin başına gelenler yarın da bizim başımıza gelebilir. Hem bu iki transferi yapıp hem de kulübeyi biraz daha güçlendirmek gerekiyor.
Ayrıca hocamızın da belirttiği gibi hücum futbolu için gol yollarını daha rahat açacak transferlere ihtiyacımız olduğu çok açık…
Allah tekrarına erdirsin. Haydi Gençler…