Objektifspor'da başlarken...
Süper Lig’de kalma sevincimiz, yeni adresimizin duyurusunu ikinci planda bıraktı. Ancak yeni bir başlangıcın bu zaferle birlikte gelmesi de mutluluğumuzu daha fazla artırdı…
Onbeş yıl Yurtspor şemsiyesi altında yazdık, bundan sonra da bu faaliyetimizi ‘Objektifspor.com’a taşıdık. Her yeni başlangıcın ayrı bir heyecanı vardır.
Bu isim tesadüfen seçilmedi. Bunun için sorumluluğu da ağırdır…
TDK sözlüğündeki ilk anlamı; “Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün veya optik aletlerde, cisimlerden gelen ışınları alıp, ekran üzerine aktaran mercek veya mercek sistemi” olarak açıklanmıştır. İkinci anlamı da bununla bağlantılıdır. ‘Kişisel duygu, düşünce veya önyargılardan arınmış, tarafsız ve gerçeklere dayalı kalmak ve de aynen fotoğraf makinesinin objektifi gibi net görüntü vermek’tir.
Ben kendi adıma söylemeliyim; evet Gençlerbirliği taraftarıyım. Bunun dışında kayıtlı olduğum veya desteklediğim herhangi bir siyasi, sosyal, sportif bir oluşum yoktur. Üstelik kulüp taraftarlığı da objektif kalmayı engellemez. Eğer o kulübü yönetenler içinden bir veya birkaç kişinin etkisinde kalmıyorsanız veya dostluklara duygusal destek vermiyorsanız, hataları görmezden gelmiyorsanız, objektif kalma çabalarınız mutlaka karşılık bulur.
Örneğin başarısızlıkların tamamını hakemlere veya TFF’ye bağlamak en kullanışlı yoldur ama bu arada büyük resmi kaçırma ve esas sorumluları gizleme gibi olumsuz bir tarafı da vardır.
İşte kulübümüzü Volkan Demirel içerden aldığı destekle düşürmüş, Metin Diyadin ise o çukurdan çekip çıkartmıştır. Gerçek bu iken, başka bahanelerin arkasına saklanmak veya mucizevi başarıyı paylaşmaya çalışmak boştur !
Bunun için hatalardan ders çıkartıp, transfer çalışmalarından başlamak üzere yeni bir sayfa açmak zorundayız.
TFF’nin hiç özeleştiri yapmaması da yanlıştır.
Örneğin;
Aynı şehrin takımları arasında oynanacak maçları ligin son haftasına bırakmak, ihmal edilecek bir konu değildir. “Efendim, İstanbul’da çok takım var, bunu nasıl denk getirelim ?” bahanesi, bu günkü teknoloji ile (yapay zeka) boşa çıkmaktadır. Sadece kuralı sisteme gireceksiniz. Bu kadar basit yani…
“Son hafta 4 İstanbul takımının birbirleriyle oynamasının ne sakıncası var ?” diyenler çıkabilir. Hiçbir sakıncası yok, sadece duruma göre bir sonraki sezon 1 fazla deplasmana gitmek veya gitmemek var…
Bir gün önce deplasmana uçakla gidip, orada konaklamanın maliyeti, yorgunluğu yanında; maçtan 2 saat önce kendi tesislerinizden otobüsle başka bir semte deplasmana gitmek aynı şey mi ?
Yıllar önce yine son haftalara bir Gençlerbirliği - Ankaragücü maçı konmuştu. İlk itiraz edenler şehrimizin bu iki kulübünü yönetenler olmuştu. Zira sonuca göre gereksiz konuşmaların önünü kesmek üzere…
Sonra, şampiyon bir takımın kutlamaları son maça 24 saatten az kalana kadar sürer mi ? Buna itiraz etmesi gereken TFF değil mi ?
Maçlar pazar günü biter, pazartesi günü kupa töreni yapılabilirdi. Bu şekilde de birçok takımın kaderini etkileyecek durumun önüne geçilirdi.
Bakınız, düşen takım Gençlerbirliği olmadığı halde bunu yazıyorum ki; bu gün sana yarın bana veya “bu gün bana ise yarın sana” olmasın..